CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI MÜNASEBETİYLE BASIN AÇIKLAMASI

Toplumumuzun manevi mimarları, mihrabın, minberin ve kürsünün temsilcileri olan din görevlilerimizin Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nı Tekbir-Sen ailesi olarak en kalbi duygularımızla, can-u gönülden kutluyoruz.

Camilerimiz sadece taştan ve tuğladan ibaret binalar değil; birliğimizin, dirliğimizin ve kardeşliğimizin çimentosudur. Bu mübarek mekanlarda gecesini gündüzüne katarak milletimize rehberlik eden din görevlilerimiz ise takdire ve hürmete şayandır. Ancak bu özel haftanın idrak ediliş biçimi ve icra edilen faaliyetlerin niteliği hususunda sendika olarak duruşumuzu net bir şekilde ortaya koyma zorunluluğu doğmuştur.

“Gönül Alınmalı, Rol Değişimi Yapılmamalıdır”

Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebetiyle müftülerimizin ellerinde güllerle diğer kurum ve kuruluş amirlerini makamlarında ziyaret etmelerini Tekbir-Sen olarak tasvip etmiyoruz. Din görevlileri ve mülki amirlerimiz her zaman saygıyı hak etmekle birlikte, bu haftanın asıl öznesi ve ev sahibi bizzat din görevlilerimizin kendisidir. Müftülük makamının, temsil ettiği manevi ağırlığa yakışır şekilde, tebrik ve hürmet kabul eden bir konumda olması gerekirkilmektedir. Saygı ve nezaket çerçevesini aşan bu tarz uygulamalar, haftanın ruhuna ve amacına katkı sağlamamaktadır.

“Ahde Vefa İmanın Gereğidir”

Bizler, bu haftanın gösterişten uzak, ahde وفا (ahde vefa) anlayışıyla ve somut adımlarla ihya edilmesini teklif ve talep ediyoruz:

  • Ahirete İrtihal Eden Hocalarımız İhmal Edilmemeli: Dar-ı bekaya irtihal etmiş tüm din görevlilerimizin ruhlarını şad etmek amacıyla tüm camilerimizde Kur’an-ı Kerim tilavetleri düzenlenmeli, dualar edilmelidir.
  • Ailelerine Sahip Çıkılmalı: Vefat eden hocalarımızın geride bıraktığı emanetleri olan aileleri ve evlatları evlerinde ziyaret edilmeli, hal ve hatırları sorularak kendilerine anlamlı hediyeler takdim edilmelidir.
  • Emekli Hocalarımız Onore Edilmeli: Yıllarca mihrapta ve kürsüde ümmete hizmet etmiş, saçını bu yolda ağartmış emekli hocalarımız hanelerinde ziyaret edilmeli; hürmetle elleri öpülerek yalnız olmadıkları hissettirilmeli ve hak ettikleri değer kendilerine sunulmalıdır.

Tekbir-Sen olarak duruşumuz nettir: Din görevlisi, sadece bir haftada hatırlanan değil; her daim baş tacı edilmesi gereken bir değerdir. Bu haftanın, din hizmetine ömrünü adamış emektarlarımızın ve vefat eden mensuplarımızın hatıralarına yakışır bir şekilde idrak edilmesini temenni ediyor; tüm din görevlilerimize sağlık, huzur ve görevlerinde muvaffakiyetler diliyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Tekbir-Sen Genel Merkezi

Devamını Oku...
Genel Başkan Zübeyir Demirkaya’dan Diyanet İşleri Başkanlığı’na Önemli Ziyaret

Genel Başkanımız Zübeyir DEMİRKAYA, beraberindeki heyetle birlikte Diyanet İşleri Başkanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürü Sayın Sinan KAZANCI‘yı makamında ziyaret etti.

Ziyaret heyetinde; İç Anadolu Bölge Başkanımız Muhammed AKSEN, Genel Merkez Denetleme Kurulu Üyemiz Muhammed TAŞDELEN ve Bala İlçe Müftülüğü Din Hizmetleri Uzmanı Hasan AHLATCI yer aldı.

Taşra Teşkilatının Talepleri Ve Çözüm Önerileri Masaya Yatırıldı

Son derece samimi ve verimli bir atmosferde gerçekleşen görüşmede, özellikle taşra teşkilatında görev yapan din görevlilerinin karşılaştığı saha zorlukları, çalışma şartları ve özlük haklarına ilişkin konular ele alındı. Heyetimiz, sahada görev yapan din görevlilerinin yaşadığı sorunları detaylı bir şekilde aktararak çözüm yollarına dair istişarelerde bulundu.

Görüşme sonrasında değerlendirmede bulunan Genel Başkanımız Zübeyir DEMİRKAYA, taşradaki personelin özveriyle yürüttüğü din hizmetlerinin niteliğini artırmak ve çalışma huzurunu pekiştirmek adına diyalog ve iş birliğinin önemine vurgu yaptı.

Kabullerinden ve gösterdikleri nazik misafirperverlikten dolayı Diyanet İşleri Başkanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürümüz Sayın Sinan KAZANCI Hocamıza şükranlarımızı sunarız.

Devamını Oku...
BASIN AÇIKLAMASI MURAKIP ZIRHI ALTINDA SENDİKAL KIYIM VE HUKUK TANIMAZLIK

Sendikal özgürlük, Anayasa ile güvence altına alınmış, kamu çalışanlarının en temel demokratik haklarından biridir. Devlet memurlarının tarafsızlığı ilkeler çerçevesinde korunurken, kamu yetkisini elinde tutan denetim elemanlarının da objektif, adil ve yasalara uygun hareket etmesi bir temenniden öte yasal bir zorunluluktur.

Ne var ki; ilçe müftülük bünyesinde murakıplık sıfatını taşıyan bir zatın, kamu görevlisi nüfuzunu açıkça kötüye kullanarak Tekbir-Sen’e ve mensuplarına yönelik sistemli bir baskı, ikna ve istifa ettirme operasyonu yürüttüğüne şahit oluyoruz. Görev yaptığı ilçedeki din görevlilerini canından bezdiren, kurum içi huzuru kökten sarsan bu şahsın imza attığı hukuk dışı eylemler artık bardağı taşırmıştır.

Tutanak Kumpası ve Çift Taraflı Oyunlar

29 Ekim 2024 tarihinde gerçekleştirdiğimiz Olağanüstü Kongre’de Tekbir-Sen Genel Başkan Yardımcılığına seçilen kıymetli hocamız, görev alanında cemaatiyle birlikte hasta olan bir vatandaşımızı ziyaretteyken, söz konusu murakıp tarafından denetim adı altında hedef alınmıştır. Hocamızın kendisini insani ve dini bir vazife olan hasta ziyaretinde iken, kendisini arayan murakıp beye, camii cemaatiyle birlikte, hasta ziyaretinde olduğunu beyan ederek, murakıp beyi de davet etmesine rağmen, niyetinin denetim değil nifak olduğunu kanıtlarcasına bu daveti reddetmiş ve “camide yoktu” diyerek haksız tutanakla “uyarı” cezası verilmesine zemin hazırlamıştır.

Bununla da kalmayıp, şahsımı hedef alarak yöneticilerimiz arasında fitne çıkarmaya çalışmış; bir yandan Genel Başkan Yardımcımıza şahsımı karalamış, diğer yandan da Genel Başkan Yardımcımız sendikamızdan istifa ettiğinde bana gelerek “Abi böyle adamları yanına neden alıyorsun? İstifa etti kurtuldun” demiştir. Oysa aynı murakıp bey, istifa eden Genel Başkan Yardımcımıza da “İstifa ettin kurtuldun, zaten seni ihraç edecekti” diyerek ikiyüzlü siyasetin ve çift taraflı oyunların en somut örneğini sergilemiştir.

Müfettiş Tutanaklarına Giren Hukuksuzluk: Ağustos 2026 Denetimi

2026 yılı Ağustos ayında gerçekleşen Yaz Kur’an Kursları denetiminde bu şahıs, yetkilerini bir kez daha sendikal kırım aracı olarak kullanmıştır. İlçe temsilcimizin görev yaptığı camiye giderek;

“Zübeyir Hoca’nın yanında ne işin var? Tekbir-Sen’den istifa et, sana başka sendikalardan temsilcilik ayarlayalım.”

şeklinde açıkça yetki ve ikna sınırlarını aşan vaatlerde bulunmuştur. İlçe temsilcimiz, bu hukuksuz teklifi ve baskıyı Diyanet İşleri Başkanlığı müfettişlerine resmi tahkikat esnasında ifade vererek kayıt altına aldırmıştır.

Bununla da yetinmeyen malum murakıp, sendikamızdan istifa etmesine vesile olduğu hocamız kanalıyla üyelerimizin ailevi bağlantılarını dahi araştırarak İstanbul’daki meşhur bir camide görev yapan bir din görevlisi babaya ulaşmaya çalışmış, sendikamıza yönelik organize bir baskı kurma cüretini göstermiştir.

Açıkça Suç İşliyorsunuz: Kanuni Dayanaklar ve TCK Maddeleri

Buradan ilgili murakıba ve kamu gücünü kişisel ya da taraflı emellerine alet edebileceğini sananlara açıkça ihtar ediyoruz: Yaptığınız eylemler basit bir kurum içi çekişme değil, Türk Ceza Kanunu kapsamında açıkça tanımlanmış birer suçtur!

  1. Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi (TCK Madde 118):
    • TCK 118/1: “Bir kimseye karşı cebir veya tehdit kullanarak, bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
    • TCK 118/2: “Cebir veya tehdit kullanmaksızın, görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle yukarıdaki fıkrada belirtilen fiilleri işleyen kişi hakkında da aynı ceza verilir.”
  2. Görevi Kötüye Kullanma (TCK Madde 257): Kamu görevlisinin kanunun kendisine verdiği denetim yetkisini, bir sendikanın itibarını zedelemek ve üyelerini istifa ettirmek amacıyla kullanması görevi kötüye kullanma suçunu oluşturur.
  3. 657 Sayılı DMK ve Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu (4688 Sayılı Kanun): Devlet memurlarının sendikal tercihlerine idari amir ve denetim elemanlarının müdahale etmesi kesinlikle yasaklanmıştır.

Son İhtar ve Yasal Süreç

Elimizde müfettiş tutanaklarına geçmiş ifadeler, yazılı deliller ve şahitler sabittir. Tekbir-Sen olarak:

  • Diyanet İşleri Başkanlığımıza ilgili şahıs hakkında yenilenmiş dosyalarla resmi şikâyette bulunuyoruz.
  • Türk Ceza Kanunu’nun 118. ve 257. maddeleri uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuyoruz.

Bu yazı, söz konusu murakıp için son uyarıdır. Görev alanındaki din görevlilerini huzursuz eden, makamının arkasına saklanarak taraf tutan ve sendikal hakları gasp etmeye çalışan bu tutum devam ettiği takdirde; belgeler ve delillerle birlikte ulusal basına geniş kapsamlı bir basın açıklaması yapılacaktır.

Kamuoyuna ve tüm din görevlilerimize saygıyla duyurulur.

Devamını Oku...
BASIN AÇIKLAMASI: TEKBİR-SEN GENEL BAŞKANIMIZA YÖNELİK MOBBİNG VE HUKUK DIŞI BASKILARA KARŞI KAMUOYU DUYURUSU

Tekbir-Sen olarak, meşru ve anayasal haklarımız çerçevesinde yürüttüğümüz sendikal faaliyetler ve sosyal medya paylaşımlarımız nedeniyle Genel Başkanımıza yönelik organize bir şekilde yürütülen baskı, mobbing ve vesayet çabalarına karşı bu açıklamayı yapmak zorunlu hale gelmiştir.

Sendikal çalışmalarımızdan rahatsız olan malum çevreler, Genel Başkanımızın “Sendikal Kimliğini” kasıtlı olarak görmezden gelmekte; “Kamu Görevlisi Kimliğini” ön plana çıkararak idari yaptırım ve baskı mekanizmalarını devreye sokmaya çalışmaktadır. Unutulmamalıdır ki Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve hiçbir güç kanunların üstünde değildir.

Hukuki Müeyyideler ve Yasal Haklarımız

  • Anayasal Güvence (Anayasa Madde 51 ve 26): Sendika kurma, sendikal faaliyette bulunma ve düşünceyi açıklama hürriyeti Anayasa ile teminat altındadır.
  • 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu: Kamu çalışanlarının sendikal faaliyetleri nedeniyle gayrihukuki muameleye tabi tutulamayacağı net bir şekilde hükme bağlanmıştır. Sendikamızın faaliyetleri bu kanunun verdiği açık yetkiye dayanmaktadır.
  • 2005/14 Sayılı Başbakanlık Genelgesi: Kamu yöneticilerine ve idareye, kamu görevlilerinin sendikal haklarını kullanmalarına engel olunmaması ve kolaylık sağlanması hususunda açık talimat vermektedir. Bu genelgeyi yok saymak, devlet disiplinine ve mevzuatına açıkça aykırıdır.
  • Türk Ceza Kanunu (TCK Madde 118): Sendikal hakların kullanılmasını engellemek, cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla sendika faaliyetlerini zorlaştırmak suçtur ve hapis cezası yaptırımına tabidir.
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi İçtihatları: Yargı kararları açıkça gösteröektedir ki; sendika yöneticilerinin sosyal medya ve basın yoluyla yaptıkları açıklamalar “Sendikal İfade Özgürlüğü” kapsamındadır. Kamu idaresinin bu açıklamaları gerekçe göstererek mobbing veya disiplin baskısı uygulaması hak ihlalidir.

Süreç Takibimizdedir

Genel Başkanımızın sendikal kimliğiyle yürüttüğü hak arama mücadelesini engellemeye çalışan, kanunları, genelgeleri ve emsal yargı kararlarını fütursuzca yok sayan şahıslar hakkında Diyanet İşleri Başkanlığımız nezdinde gerekli idari şikayetler yapılmıştır.

Bununla da kalmayıp, söz konusu baskı ve mobbing eylemlerini gerçekleştiren kişilere karşı adli yargı süreci başlatılmıştır. Hukuk tanımayan, yetkisini kötüye kullanan ve sendikal özgürlüğümüzü hedef alan malum kişilerle yargı önünde hesaplaşacağımızı kararlılıkla bildiririz.

Hukukun, kanunların ve kamu vicdanının takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

TEKBİR-SEN GENEL MERKEZİ

Devamını Oku...
Karacabey’de Adalet Sınavı: Soruşturma mı, Dosya Kapatma Operasyonu mu?

Karacabey’deki iddiaları incelemek üzere muhakkik tayin edilen Bursa İl Müftü Yardımcısı Dr. Mustafa Yavuz’un yürüttüğü tahkikat, ne yazık ki adil bir incelemeden ziyade adeta bir “üstünü örtme” çabasına dönüşmüştür. Bilgisine başvurulan din görevlilerimize “Bunu yazmamıza gerek yok”, “Sizden öncekiler de aynısını söyledi” gibi yönlendirici ifadelerle müdahale edilmesi, açık bir psikolojik baskıdır.

Hukuki açıdan bakıldığında; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 137 ve devamı maddeleri, muhakkike ifadenin özgür iradeyle ve eksiksiz tutanağa geçirilmesi sorumluluğunu yükler. Tanıklara ve şikayetçilere müdahale etmek, maddi gerçeği karartmak demektir. Bu tutum, Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde tanımlanan “Görevi Kötüye Kullanma” suçunu ve DMK kapsamında disiplin suçunu oluşturur.

Asıl vahim olan ise dosyanın en başından beri izlediği seyirdir. Diyanet İşleri Başkanlığımızın vaiz ve murakıp gibi unvanları ilgilendiren şikayetlerde soruşturmanın Başkanlık Müfettişlerince yürütülmesi yönündeki talimatı açıkken; dosyanın alelacele İl Müftü Yardımcısına verilmesi ve ardından mahalline gönderilmesi tam bir muammadır.

Burada sormak gerekir: Bu dosya neden Rehberlik ve Teftiş Başkanlığına sevk edilmedi?

Disiplin ve Değerlendirme Daire Başkanlığı, Başkanlık talimatlarını göz ardı ederek bu dosyayı hangi gerekçeyle mahalline iade etmiştir? 657 sayılı DMK’nın 10. maddesi, yöneticilere maiyetindeki hizmetleri mevzuata uygun yürütme sorumluluğu yükler. Talimatlara uymayarak dosyanın adeta kapatılmasına çanak tutan bir yönetim anlayışı kabul edilemez.

Tekbir-Sen olarak bu haksızlığa ve usulsüzlüğe sessiz kalmamız mümkün değildir. Diyanet İşleri Başkanlığımızdan talebimiz nettir:

  • Karacabey’deki tahkikat derhal Başkanlık Müfettişlerine devredilmeli ve süreç baştan adilce yürütülmelidir.
  • Görevini tarafsızlıkla yapmayıp personele baskı uygulayan Muhakkik Dr. Mustafa Yavuz hakkında idari soruşturma açılmalıdır.
  • Başkanlık talimatlarını çiğneyerek dosyayı mahalline gönderen Disiplin ve Değerlendirme Daire Başkanı hakkında tahkikat başlatılmalı ve kendisi görevden alınmalıdır.

Adaletin olmadığı yerde liyakat da huzur da barınamaz. Diyanet çatısı altında hiç kimse hukukun ve talimatların üzerinde değildir.

Devamını Oku...
SORMADAN EDEMİYORUZ: ŞİKÂYET EDİLENİ, KENDİSİNİ SORUŞTURMASI İÇİN GÖREVLENDİRMEK HANGİ HUKUK AKLINA SIĞAR?

Karadeniz Ereğli İlçe Müftülüğü bünyesinde görev yapan ve sendikamız üyesi olan bir din görevlimizin istifası üzerine, istifa gerekçesini öğrenmek amacıyla kendisiyle iletişime geçilmiştir. İlgili din görevlisi, tarafımıza WhatsApp üzerinden gönderdiği yazılı beyanda; Zonguldak İl Müftü Yardımcısı ve Kdz. Ereğli İlçe Müftüsü’nün kendisine baskı uyguladığını, bu baskılar sonucunda istifa sözü vermek zorunda kaldığını ve bu nedenle istifa ettiğini açıkça ifade etmiştir.

Anayasa’nın 51. maddesi ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu ile güvence altına alınan sendikal hakların engellenmesi ve görevi kötüye kullanma suçu niteliğindeki bu mobbing teşebbüsü üzerine, Diyanet İşleri Başkanlığı Disiplin ve Değerlendirme Daire Başkanlığına resmî şikâyet dilekçemiz sunulmuştur.

Ancak ne hazindir ki, tarafsızlık ve objektiflik ilkesi gereği konuyu bağımsız müfettişler marifetiyle incelemesi gereken Disiplin ve Değerlendirme Daire Başkanlığı, şikâyet dilekçemizi hakkında şikâyette bulunduğumuz Zonguldak İl Müftülüğüne havale etmiştir.

Hukukun Temel İlkeleri Ayaklar Altına Alınmıştır!

Hukukun en temel kurallarından biri olan “Hiç kimse kendi davasının yargıcı olamaz” ilkesi hiçe sayılmış; Zonguldak İl Müftülüğü, kendisini aklama yetkisiyle donatılmıştır. Nitekim beklenen olmuş, Zonguldak İl Müftülüğü büyük bir gayretle hazırladığı cevabi yazıda; personelinin rızasıyla istifa ettiğini, mesajı ise “sendikayla muhatap olmamak için” yazdığını öne sürerek olayı kapatma yoluna gitmiştir.

Şimdi Buradan Diyanet İşleri Başkanlığına, Disiplin ve Değerlendirme Daire Başkanlığına ve Kamuoyuna Açıkça Soruyoruz:

  1. Eğer Zonguldak İl Müftülüğünün iddia ettiği gibi bu mesajlar gerçeği yansıtmıyorsa; Kurumu lekeleyen, İl Müftü Yardımcısına ve İlçe Müftüsüne “iftira atan” ilgili personel hakkında neden derhal idari ve adli soruşturma başlatmadınız?
  2. Yazılı delille sabit olan bir iddiada, şüpheli konumdaki idareyi kendi idari soruşturmasında hakem kılmak aklama mekanizmasını çalıştırmak değil midir?
  3. Sayın Disiplin ve Değerlendirme Daire Başkanlığı; şikâyet dilekçelerimizi mahalline göndererek yetkili makamları aklama yolunu mu tercih ediyorsunuz?

Mücadelemiz Hukuki Boyutta Devam Edecektir!

Sendika olarak, üyelerimizin ve din görevlilerimizin üzerindeki usulsüz idari baskılara, mobbing uygulamalarına ve bu hukuksuzlukların üzerini kapatmaya çalışan idari reflekslere asla göz yummayacağız.

Anayasal bir hak olan sendikal özgürlükleri gasp etmeye çalışanlar ve bu usulsüzlüklere göz yumanlar hakkında ombudsmanlık (Kamu Denetçiliği Kurumu), idari yargı ve Cumhuriyet Başsavcılıkları nezdinde gerekli tüm hukuki süreçleri sonuna kadar takip edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.

TEKBİR-SEN GENEL MERKEZİ

Devamını Oku...
Sorgun İlçe Müftüsü İsa Yaykın’a Ziyaret

Genel Başkanımız Zübeyir Demirkaya ve beraberindeki heyet, Yozgat Sorgun İlçe Müftüsü Sayın İsa Yaykın’ı makamında ziyaret etti.

Samimi bir atmosferde gerçekleşen görüşmede, ilçede yürütülen din hizmetleri ele alınarak hizmette verimliliğin artırılmasına yönelik karşılıklı istişarelerde bulunuldu. Ayrıca Müftü Yaykın’a Sorgun’a kazandırdığı kıymetli hizmetler ve özverili çalışmaları için teşekkür iletildi.

Ziyaret sonunda heyetimiz, gösterdikleri samimi ev sahipliği, nazik misafirperverlikleri ve yakın ilgilerinden dolayı Sorgun İlçe Müftüsü Sayın İsa Yaykın Hocamıza teşekkür ederek çalışmalarında başarılar diledi.

Devamını Oku...
Sendikamızdan Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürü Hüseyin Demirhan’a Ziyaret

Genel Başkanımız Zübeyir Demirkaya ve beraberindeki heyet, Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürü Sayın Hüseyin Demirhan’ı makamında ziyaret etti.

Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette Genel Başkan Yardımcımız Mustafa Özdemir, Konya İl Temsilcimiz M. Alperen Güven ve Amasya Göynücek’te Müezzin Kayyım olarak görev yapan mevlidhan İsmail Çıtır da hazır bulundu.

Hac ve umre hizmetleri ile teşkilat çalışmalarına dair son derece verimli istişarelerin gerçekleştirildiği görüşmede, karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu.

Ziyaret sonunda Genel Başkanımız Zübeyir Demirkaya ve heyetimiz, gösterdikleri samimi ev sahipliği, nazik misafirperverlikleri ve yakın ilgilerinden dolayı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürü Sayın Hüseyin Demirhan Hocamıza teşekkür ederek çalışmalarında başarılar diledi.

Devamını Oku...
Genel Başkanımız Zübeyir Demirkaya’dan Din Hizmetleri Genel Müdürü Metin Akbaş’a Ziyaret

Genel Başkanımız Zübeyir Demirkaya, Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürü Sayın Metin Akbaş’ı makamında ziyaret etti.

Görüşmede, din görevlilerimizin sahada karşılaştığı sorunlar, çalışma koşullarında yaşanan aksaklıklar ve bu problemlere yönelik çözüm önerilerimiz kapsamlı bir şekilde ele alındı. Ayrıca bazı il ve ilçe Müftüleriyle bazı şube müdürlerinin ( isim isim takdim edildi) malum sendikanın temsilcisi gibi hareket ettiklerini ve sendikamıza üye olan din görevlilerimize karşı hasmane tutum sergilediklerini belgeleriyle zat-i alilerine takdim edildi. Ayrıca sahadaki mevcut durumun iyileştirilmesine yönelik karşılıklı istişarelerin yapıldığı ziyaret son derece verimli geçti.

Gösterdikleri yakın ilgi, alakaları ve nazik misafirperverliklerinden dolayı Din Hizmetleri Genel Müdürümüz Sayın Metin Akbaş’a şükranlarımızı sunarız.

Devamını Oku...
Sendikamızdan Sincan İlçe Müftüsü Musa Uzun’a Ziyaret

Genel Başkanımız Zübeyir Demirkaya, Genel Başkan Yardımcılarımız Mustafa Özdemir ve Feriha Tokmak ile birlikte Sincan İlçe Müftüsü Sayın Musa Uzun’u makamında ziyaret etti.

Samimi ve sıcak bir ortamda gerçekleşen ziyarette, din hizmetleri ve güncel konulara ilişkin karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu, çeşitli konularda istişareler yapıldı.

Sendika heyetimiz, gösterdikleri nezaket ve ev sahipliğinden dolayı Sincan İlçe Müftüsü Sayın Musa Uzun’a teşekkür ederek çalışmalarında başarılar diledi. Sayın Uzun da ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek Genel Başkanımız Zübeyir Demirkaya ve beraberindeki heyete teşekkürlerini iletti.

Devamını Oku...