Bilecik Valisi Sayın Faik Oktay SÖZER’e Hayırlı Olsun Ziyareti

Bilecik Valisi Sayın Faik Oktay SÖZER’e Hayırlı Olsun Ziyareti

Tekbir-Sen olarak, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Bilecik Valiliği görevine atanan, daha önceki görev yerlerinde sergilediği halkla iç içe yönetim anlayışıyla gönülleri fetheden ve sevgilerini kazanan Bilecik Valimiz Sayın Faik Oktay SÖZER’e “hayırlı olsun” ziyaretinde bulunduk.

Samimi bir ortamda gerçekleşen ziyarette, Genel Başkanımız Zübeyir DEMİRKAYA, Sayın Valimizle Bilecik’in mevcut durumu, sendikamızın çalışmaları ve kamu hizmetlerinin daha etkin yürütülmesine yönelik verimli istişarelerde bulunmuştur.

Tekbir-Sen ailesi olarak, nazik misafirperlikleri ve yapıcı yaklaşımları için Sayın Valimiz Faik Oktay SÖZER’e en derin şükranlarımızı sunar, yeni görevinde muvaffakiyetler dileriz. Sayın Valimizin Bilecik’e önemli hizmetler kazandıracağına olan inancımız tamdır.

Devamını Oku...
BASIN AÇIKLAMASI

KAMUOYUNA ACİL DUYURU VE SUÇ DUYURUSU

Konu: Sendikal Hak ve Özgürlüklere Yönelik Yasa Dışı Baskılar ve Tehditler Hakkında

Değerli Basın Mensupları ve Aziz Kamuoyu,

Tekbir-Sen olarak, kurulduğumuz günden bu yana üyelerimizin hak ve menfaatlerini korumak, çalışma barışını tesis etmek ve demokratik değerleri savunmak için mücadele vermekteyiz. Ancak son dönemde, sendikal ahlak ve hukukla bağdaşmayan, yasa dışı eylemlerle karşı karşıya olduğumuzu üzülerek belirtmek isteriz.

Kendilerini “hükümet yanlısı” olarak tanıtarak bir güç vehmeden ve bu durumu bir baskı aracına dönüştüren malum sendikanın bazı il ve ilçe yöneticileri, sendikamız Tekbir-Sen’e yönelik organize bir yıldırma ve baskı politikası yürütmektedir. Bu şahıslar tarafından;

  • Sendikamıza üye olan veya üye olmayı düşünen çalışanlar üzerinde psikolojik baskı kurulmakta,
  • Üyelerimiz, sendikamızdan istifa etmeye zorlanmakta,
  • Sendikamıza katılmak isteyen emekçi kardeşlerimiz açıkça tehdit edilerek üyelik hakları engellenmektedir.

Bu tutum ve davranışlar, masum bir sendikal rekabetin çok ötesinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Türk Ceza Kanunu kapsamında açıkça suç teşkil etmektedir.

Hukuki Dayanaklarımız ve Açık Uyarımız:

  1. Anayasamızın 51. Maddesi “Sendika Kurma Hakkı”nı güvence altına almıştır. Bu maddeye göre, “Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya veya üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.” Üyelerimize ve potansiyel üyelerimize yapılan baskılar, anayasal bir hakkın alenen ihlalidir.
  2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 118. Maddesi “Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi” suçunu net bir şekilde tanımlamıştır. İlgili maddeye göre:
    • Bir kimseyi, bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikadan ayrılmaya zorlamak amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    • Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Buradan, bu yasa dışı eylemleri yürüten malum sendikanın il ve ilçe yöneticilerine açıkça sesleniyoruz:

Yapmış olduğunuz tutum ve davranışlar kanunen suçtur! Devletin veya hükümetin adını kullanarak emekçiler üzerinde baskı kurmak, kimsenin haddi değildir. Bu eylemlerinizle hem anayasal bir hakkı gasp ediyor hem de Türk Ceza Kanunu’na göre hapis cezasını gerektiren bir suç işliyorsunuz. Bu hukuksuz yoldan derhal geri dönün.

Değerli Üyelerimize ve Çalışma Arkadaşlarımıza Çağrımızdır:

Sizler asla yalnız değilsiniz. Tekbir-Sen, her bir üyesinin arkasında dimdik duran büyük bir ailedir. Bu tür baskı ve tehditlere asla boyun eğmeyin. Maruz kaldığınız her türlü baskı, tehdit ve yıldırma eylemini lütfen derhal sendika temsilcilerimize veya genel merkezimize bildirin.

Tekbir-Sen olarak, bu hukuksuzluğa karşı sessiz kalmayacağımızı ve tüm yasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağımızı kamuoyuna ilan ediyoruz. Üyelerimize baskı yapan ve tehdit eden tüm sorumlular hakkında gerekli delilleri toplayarak Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunacağımızı ve bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı bildiririz.

Demokrasi ve hukuk, er ya da geç tecelli edecektir.

Saygılarımızla,

Tekbir-Sen Genel MerkeziYönetim Kurulu Adına

Devamını Oku...
Diyanet İşleri Başkanlığı’na Yönelik Asılsız Saldırıları Şiddetle Kınıyoruz!

Diyanet İşleri Başkanlığı’na Yönelik Asılsız Saldırıları Şiddetle Kınıyoruz!

Tekbir-Sen olarak, son dönemde Diyanet İşleri Başkanlığımızın yeni yönetimine ve genel itibarıyla kurumumuzun kendisine yöneltilen asılsız iddiaları, haksız ithamları ve yıkıcı saldırıları şiddetle kınadığımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Diyanet İşleri Başkanlığı, milletimizin manevi hayatının güvencesi, din ve vicdan özgürlüğünün anayasal teminatıdır. Yüce dinimiz İslam’ın temel değerlerini, ahlak ve fazilet ilkelerini doğru ve sahih kaynaklardan alarak halkımıza ulaştırma gibi kutsal bir görevi ifa etmektedir. Bu görev, özellikle toplumsal huzurun ve birliğin korunması açısından hayati bir öneme sahiptir.


Yıkıcı Eleştirilere Karşı Kurumsal Savunma

Kurumların eleştirilmesi demokratik yaşamın gereğidir. Ancak son günlerde şahit olduğumuz söylemler, yapıcı ve iyi niyetli eleştiri sınırlarını çoktan aşmış, doğrudan kurumun itibarını zedelemeye, faaliyetlerini engellemeye ve hizmet aşkını kırmaya odaklanmıştır. Asılsız olduğu defalarca kanıtlanan iddialar ve çarpıtılmış bilgiler üzerinden yürütülen bu karalama kampanyaları, sadece Diyanet’i değil, milletimizin din hizmetlerine olan güvenini de hedef almaktadır.

Biz, Tekbir-Sen olarak, bu yıkıcı kampanyaların ardındaki asıl amacın, Diyanet’i etkisizleştirerek, din alanını merkezî ve sahih bir rehberlikten mahrum bırakmak olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu tür saldırılar, toplumu ayrıştırmaya ve kutuplaştırmaya hizmet etmektedir.

Tekbir-Sen Olarak Diyanetimiz’in Yanındayız

Diyanet İşleri Başkanlığımızın yeni yönetiminin, devraldığı bu önemli görevi büyük bir sorumlulukla yerine getirme çabasını takdirle karşılıyoruz. Özellikle din hizmetlerinin kalitesini artırma, personelimizin özlük haklarını iyileştirme ve toplumsal meselelere yönelik kapsayıcı bir din dili geliştirme çabalarını destekliyoruz.

Bu minvalde, Tekbir-Sen olarak tüm teşkilatımızla birlikte:

  1. Diyanet İşleri Başkanlığımızın her kademesindeki yöneticilerimizin ve personellerimizin yanındayız.
  2. Hizmetlerin aksamasına neden olacak her türlü manipülasyonun karşısında duracağız.
  3. Asılsız iddialara karşı doğrunun ve hakkın sesi olmaya devam edeceğiz.

Milletimizin manevi mimarı olan Diyanet İşleri Başkanlığımıza ve onun fedakâr çalışanlarına yönelik haksız saldırılar derhal son bulmalıdır. Biz, din hizmetleri kolunda hizmet veren bir sendika olarak, Diyanet’i yıpratmaya çalışan tüm odaklara karşı sonuna kadar kurumumuzun ve haklı davasının savunucusu olacağımızı kararlılıkla bildiririz. Milletimiz Bilsin ki: Diyanet Yalnız Değildir!

Tekbir-Sen Genel Merkezi adına;

Zübeyir DEMİRKAYA

Genel Başkan

Devamını Oku...
DİYANET’E YÖNELİK ELEŞTİRİLER VE SALDIRILARIN PERDE ARKASI

Diyanet’e Yönelik Eleştiriler ve “Saldırıların” Perde Arkası

Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal bir kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı, kuruluşundan bu yana toplumun dinî hayatını düzenleme ve aydınlatma misyonunu üstlenmiştir. Milyonlarca vatandaşın dinî rehberlik beklediği bu kurum, doğal olarak kamusal alandaki her güçlü aktör gibi sürekli bir eleştiri ve tartışma odağı hâlindedir. Ancak son yıllarda, Diyanet’e yönelik dile getirilen eleştirilerin ötesine geçen, kurumun varlığını, bütçesini veya dinî söylemlerini topyekûn hedef alan bir “saldırı” dilinin yaygınlaştığı görülmektedir. Peki, Diyanet’e yöneltilen bu sert ve yıkıcı eleştirilerin, kurumun kendi deyimiyle “saldırıların” temel amacı nedir?

Kurumsal Eleştiri mi, Din Alanını Dizayn Etme Çabası mı?

Öncelikle yapıcı ve yıkıcı eleştiriyi ayırmak gerekir. Diyanet’in bütçesi, hutbelerdeki dili, personel politikaları veya bazı açıklamaları, elbette kamuoyunda tartışılabilir ve eleştirilebilir. Bu, demokratik bir denetim mekanizmasının doğal bir parçasıdır. Kurumun daha iyi hizmet vermesi, daha kapsayıcı bir dil kullanması veya mali kaynaklarını daha verimli kullanması adına yapılan samimi eleştiriler, Başkanlığın kendisini güçlendirmesine yardımcı olur.

Ancak, gözlemlenen tartışmaların büyük bir kısmı, bu yapıcı çerçeveden uzaktır. Diyanet’i hedef alan “saldırılar,” çoğunlukla şu iki ana amaca hizmet ediyor gibi görünmektedir:

1. Din Alanını Laikleştirmek ve Devletin Dinî Etkisini Sıfırlamak:

Türkiye’de bir kesim, dinî hayatın tamamen devlet denetiminden çıkarılmasını, hatta Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tamamen lağvedilmesini savunmaktadır. Bu görüş, dinî inanç ve pratiklerin tamamen bireysel bir alan olarak kalmasını, devletin bu alana müdahale etmemesini amaçlar. Diyanet’e yönelik her eleştiri, kurumun büyüklüğüne, bütçesine ve merkezî yapısına odaklanarak, aslında din hizmetlerinin merkezî ve organize yapısını hedef alır. Amaç, dinî alandaki kurumsal yapıyı zayıflatarak dinin kamusal alandaki görünürlüğünü azaltmaktır.

2. Toplumsal Değerler Üzerinden Çatışma Yaratmak:

Diyanet, geleneksel aile yapısı, ahlaki değerler ve toplumsal normlar üzerine sıklıkla açıklama yapmaktadır. Bu açıklamalar, özellikle modern yaşam tarzlarını veya farklı yaşam biçimlerini benimseyen kesimlerle sert bir çatışma alanına dönüşmektedir. Diyanet, bazen hutbelerinde veya resmî açıklamalarında, kendi ifadesiyle “aile kurumunu hedef alan küresel lobileri” veya “fıtrata aykırı” olarak gördüğü yaklaşımları eleştirmektedir. Bu eleştiriler, diğer kesim tarafından ayrımcılık ve yaşam tarzına müdahale olarak algılanmakta ve Diyanet’e yönelik topyekûn bir tepkiye dönüşmektedir. Bu durum, temelde toplumsal değerler ve yaşam biçimleri üzerinden kutuplaşmayı derinleştiren bir dinamik yaratmaktadır.


Sonuç: Diyanet’i Tartışmak, Aslında Toplumu Tartışmaktır

Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye toplumunun din ve devlet ilişkisi hakkındaki kadim tartışmaların somutlaşmış hâlidir. Kuruma yönelik eleştirilerin arkasındaki temel itici güç, çoğunlukla Diyanet’in performansından çok, kurumun temsil ettiği değerler ve dinin toplumdaki rolü hakkındaki farklı vizyonlardır. Diyanet’e yöneltilen “saldırıların” nihai amacı, din hizmetlerinin kalitesini artırmak değil; Türkiye’deki din alanının kim tarafından ve hangi söylemlerle dizayn edileceği mücadelesidir. Bu mücadelede, yapıcı eleştirinin ötesine geçen her yıkıcı eylem, ne Diyanet’e ne de millete fayda sağlamakta, aksine toplumsal huzuru ve barışı baltalamaktadır.

Kurumun, herkesi kucaklayan bir dinî dil oluşturma ve şeffaflıkla hareket etme sorumluluğu olduğu gibi, kamuoyunun da eleştirilerini iftira ve yalandan arındırılmış, yapıcı bir zeminde tutma sorumluluğu vardır. Aksi takdirde, Diyanet tartışmaları, sadece kutuplaşmayı ve karşılıklı nefreti besleyen kısır bir döngüye dönüşecektir. Vesselam.

Devamını Oku...
MUŞ’TA BAYRAK DEĞİŞİMİ

MUŞ’TA BAYRAK DEĞİŞİMİ

Muş il temsilcimiz Bilal AKAN’ ın tayininin DÜZCE İline çıkması nedeniyle MUŞ ilimizde Bilal AKAN’ dan boşalan il temsilciliği görevine İsmail Hakkı HARBi görevlendirilmiştir. Bilal AKAN Başkanımıza bugüne kadar ki hizmetlerinden dolayı Tekbir-Sen olarak teşekkür ediyor, İsmail Hakkı HARBİ başkanımıza başarılar diliyoruz.

Muş ilimize bağlı MALAZGİRT İlçe temsilcimiz olarak ta Mehmet Emirhan KOÇ Görevlendirilmiştir. Her iki başkanımıza bizimle bu kutlu yolda yol yürümeyi kabul ettikleri için teşekkür ediyor ve her iki başkanımıza çıkmış oldukları bu kutlu yolda başarılar diliyoruz.

Devamını Oku...
DİYANET’TE ÜST DÜZEY ATAMALAR

DİYANET’TE ÜST DÜZEY ATAMALAR

Diyanet İşleri Başkanlığına atanan Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ Hocamız yeni yönetimini oluşturmaya devam ediyor. Son olarak Diyanet İşleri Başkan Yardımcılarının atanması büyük yankı uyandırdı. Tekbir-Sen olarak yeni yönetimden adil bir yönetim sergilemelerini bekliyoruz. Özellikle Hac ve Umre Hizmetlerinde önce ki dönemde sürekli aynı kişilerin görev almaları, din görevlilerimiz arasında huzursuzluğa sebebiyet vermekteydi. Yeni yönetimden Hac ve Umre hizmetleri başta olmak üzere her konuda adil olunmasını Diyanet İşleri Başkanlığımızdan talep ediyoruz. Yeni yönetime sendika olarak başarılar diliyoruz.

Diyanet İşleri Başkanlığımızın yeni yönetiminde Sayın Doç. Dr. Selim ARGUN Hocamız’ın olmamasını Diyanet İşleri Başkanlığımız için büyük bir kayıp olarak görmekteyiz. Sayın Hocamız’ın ilmiyle, tecrübesiyle Din görevlilerimizin sevgisini kazanmış olması, gidişi bir o kadar da din görevlilerimizi derinden üzmüştür.

Hac ve Umre Hizmetlerinde sürekli aynı kişilerin görev alması din görevlilerimiz arasında huzursuzluğa sebebiyet vermekteydi. Özellikle yeni Genel Müdürümüz Sayın Hüseyin DEMİRHAN Hocamız’ın bu konuda radikal kararlar alacağına inanıyoruz ve sendika olarak her konuda sayın genel müdürümüze destek vermeye devam edeceğiz. Yeni genel müdürümüzün Din görevlilerimizin büyük tepkisini çeken eski yönetimin yaptığı hataları yapmayacağına inanıyor, yeni yönetime başarılar diliyoruz. Tekbir-Sen olarak yeni yönetimden beklentilerimiz;

1- İl müftüsü atamalarında belirli kriterler getirilmeli.

2- Büyük şehir merkez ilçe müftülüğü ve büyük ilçe müftülüğü atamalarında belirli kriterler getirilmeli.

3- Hac ve Umre görevlendirilmelerinde özellikle ekip başkanlığı ve yardımcılığı görevlerinde daha adil olunmalı ve sürekli aynı kişilerin hac ve umre hizmetlerinde görev almalarının önüne geçilmeli.

4- Aile bütünlüğünü sağlamak amacıyla eşlerin aynı mahalde görev yapmalarının önlerinde ki engeller kaldırılmalı ve aile bütünlüğünün sağlanması kolaylaştırılmalı.

5- Din görevlilerimize sarık-cübbelerin Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından verilmeli.

6- Camilerin giderleri TDV il ve İlçe şubelerince karşılanmalı.

7- Camiler ve din görevlileri haftasında il ve ilçe müftülerimizin diğer kurum ve kuruluşların amirlerini ziyaret etmelerinin önüne geçilmeli, bu hafta münasebetiyle din görevlilerimize hediyeler verilmeli.

8- Diyanet İşleri Başkanlığımız ve TDV genel müdürlüğü il ve ilçe müftülüklerine denetimi sıklaştırmalı, ilçe müftüleri toplantılarının daha sade ve şeffaf olması için il müftülerimiz uyarılmalı.

9- TDV’ a ait harcamalarda belirli kriterler getirilmeli, İl ve İlçe Müftülerinin TDV’ ye ait harcamaları sıkı bir şekilde denetlenmeli. Bu harcamaları yapabilmek için başta Diyanet İşleri Başkanlığımız olmak üzere TDV Genel merkezinde her harcama için onayının alınma zorunluluğu getirilmeli.

10- En azından altı ayda bir sahada görev yapan din görevlilerimizin fikir, düşünce ve önerilerinin alınması, İl ve İlçe Müftüleriyle ilgili sahada görev yapan hocalarımız arasında anketler düzenlenmeli.

11- Camii Derneklerinin denetiminin Diyanet İşleri Başkanlığına devredilmesiyle ilgi çalışmalara hız verilmeli.

12- Diyanet İşleri Başkanımız Diyanet İşleri Başkanlığında aktif olarak faaliyet gösteren tüm sendikalarla her ay planlı bir şekilde istişare toplantıları düzenlemeli ve sendikaların talepleri dikkate alınmalı.

Devamını Oku...
DİYARBAKIR Müftülüğünü Ziyaret

DİYARBAKIR İL MÜFTÜLÜĞÜNÜ ZİYARET

Genel Başkanımız Zübeyir DEMİRKAYA Diyarbakır İl Müftüsü Sayın Celal BÜYÜK Hocamızı ve İl Müftü Yardımcısı Dr. Selahattin YILMAZ Hocalarımızı makamlarında ziyaret ederek istişarelerde bulundular. Samimi bir ortamda gerçekleşen Ziyarette Din görevlilerimizin sahada çekmiş oldukları sıkıntılar ve çözüm yolları ele alındı. Nazik misafirperverliklerinden dolayı sayın Hocalarımıza teşekkür ederiz.

Devamını Oku...
BİNGÖL Müftülüğünü Ziyaret

Bingöl Müftülüğünü Ziyaret

Sendikamız genel başkanı Zübeyir DEMİRKAYA Bingöl il müftülüğüne atanan Sayın Orhan İMAMOĞLU Hocamıza hayırlı olsun, ziyaretinde bulundu. Samimi bir ortamda gerçekleşen ziyarette genel başkanımız DEMİRKAYA sahada görev yapan din görevlilerimizin çekmiş oldukları sıkıntılardan ve çözüm yollarından bahsetti. Sayın müftümüze nazik misafirperverliklerinden dolayı teşekkür ederiz.

Devamını Oku...
Daire Başkanı Sayın Turgut ERHAN’ ı Ziyaret

Daire Başkanı Sayın Turgut ERHAN’ ı Ziyaret

Sendikamız Genel Başkanı Zübeyir DEMİRKAYA Camii Hizmetleri Daire Başkanı sayın Turgut ERHAN Hocamız’ ı makamında ziyaret etti. Samimi bir ortamda gerçekleşen ziyarette genel başkanımız Din görevlilerimizin sahada çekmiş oldukları sıkıntılardan ve çözüm önerilerinden bahsetti. Nazik misafirperverliklerinden dolayı kıymetli hocamıza teşekkür ediyoruz.

Devamını Oku...
Camiler ve Din Görevlileri Haftamız Kutlu Olsun

Camiler ve Din Görevlileri Haftamız Kutlu Olsun

1-7 Ekim tarihleri arasında her yıl Camiler ve din görevlileri haftası olarak kutlanılmaktadır. Tüm Din görevlilerimizin haftası kutlu olsun. Tekbir-Sen olarak bu haftamızın tüm din görevlilerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz.

Camiler ve din görevlileri haftasında il ve ilçe müftülerimizin yapmış olduğu bazı uygulamalara Tekbir-Sen olarak itiraz ediyor ve tasvip etmiyoruz.

İl ve İlçe müftülerimizin, din görevlilerimizin haftasında diğer kurum ve kuruluşların amirlerini ziyarete gitmelerine itiraz ediyoruz ve bu davranışlarını tasvip etmiyoruz. Eğer bu hafta bizimse, neden diğer kurum ve kuruluşların amirleri bizlerin haftasını kutlamak için bizleri ziyarete gelmiyor? Neden il ve ilçe müftülerimiz bizim haftamızda diğer kurum ve kuruluşları ve amirlerini ziyaret ediyor? Tekbir-Sen olarak bu tutum ve davranışları tasvip etmiyoruz.

Camiler ve din görevlileri haftasında tüm il ve ilçe müftülerimizin ve müftülüklerimizin ahirete göç eden din görevlilerimiz için hatim okunmasına öncülük etmelerini, onları yad etmelerini, hayatta olan ve emekli olmuş hocalarımızın hanelerinin ziyaret edilerek gönüllerinin hoş tutulmasını, bulundukları il ve ilçelerde ahirete göç etmiş hocalarımızın kabirleri ziyaret edilerek, Kur’an okunması ve kabirleri başında dualarla yad edilmesini Sendika olarak talep ediyoruz.

Bir müftümüzün elinde güllerle diğer kurum ve kuruluşların amirlerini ziyaret etmelerini istemiyoruz. Müftülerimizin bu tutum ve davranışları din görevlilerimizin gururunu rencide etmektedir. Hiç bir kurum amirinin makam ve mevkisi ne olursa olsun din görevlilerimizin gururunu rencide etmeye hakkı olmadığını hatırlatmak isteriz.

Camiler ve din görevlileri haftamızda başta sayın Cumhurbaşkanımızdan din görevlilerimizi sevindirecek ve mutlu edecek bir takım müjdelerin verilmesini can-u gönülden arzu ediyoruz. Emekliye ayrılmış olan hocalarımızdan hac ve umreye hiç gitmemiş olanlara Diyanet İşleri Başkanlığımızın umreye göndererek taltif etmesini istiyoruz. Tekbir-Sen olarak buradan il ve ilçe müftülerimize bir çağrıda bulunmak istiyoruz; Gelin bu sene hiç bir kurum ve kuruluşları ziyaret etmeyin, bu sene konferanslar vermeyin, başta emekli olan hocalarımız olmak üzere muvazzaf hocalarımızın hanelerini ziyaret ederek gönül bağı kurmayı deneyin.

Devamını Oku...